You are here:
Takma Adlar, Lakaplar PDF Yazdır E-posta
Salı, 29 Kasım 2011 00:00

Mustafa KOÇ

Türklerde takma adlar ve lakaplar çok eskilerden beri kullanılagelmiş. Tarihteki birçok kişinin bile takma adı var: “Yıldırım, “Fatih, Yavuz, Kanuni, Gazi, Büyük Kurtarıcı” gibi sözler, Türk büyüklerinin takma adlarıdır.

Soyadı Kanunundan önceki bazı lakaplar 1934'ten sonra birçok yerde ailelere soyadı olarak verilmiş. Takma adlar, bizim dilimizde ve kültürümüzde adeta bir gelenek haline gelmiş. Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Ahmetler’de de takma ad geleneği var.

Bir lakabım olsa ister miydim bilmem; ama takma adı kendiniz seçemiyorsunuz ki… Sonuçta başkaları sizi nasıl görüyorsa o sizin lakabınız oluyor. Benim, doğru dürüst bir takma adım olmadı. İşte “öğretmen” olduk, “hoca” dediler. Ama bunlar diplomayla edindiğimiz meslek tanımları. Oysa asıl takma ad, başkalarının uydurduğu ve sizinle özdeşleşmiş olanıdır. Sadece Konya’da Kız Öğretmen Okulunda derse girdiğim yıllarda, öğrencilerim güzel bir lakap takmışlardı; ancak bu, öteki hocaların pek hoşuna gitmemişti. Nedenini hala anlayabilmiş değilim ama her nasılsa kıskanmışlardı.

“Yahu bu çocuklar neden sana selam vermek için sıraya girerler de bize selam vermemek için kaldırım değiştirirler?” diye soranlar için ne diyebilirsiniz? Ben de “Bu soruyu siz bana değil, kendinize sorun demiştim.” Bu nedenle çocukların taktığı adı hiçbir yerde söyleyemedim ve unutulup gitti.

Takma adlar ve lakaplar dilimizin zenginliğinin çok güzel bir örneği. Eskiden insan adları ve soyadları bu kadar sistemli değilken muhtemeldir ki birçok insanın adları birbirine benziyor, kimlikler karıştırılıyordu. Kim bilir belki de insanları daha özel tanımak ve tanıtmak için o yıllarda takma adlara ihtiyaç da vardı.

Takma ad geleneği edebiyat ve sanat alanında da kullanılmış. Ancak burada kullanılan takma adları, daha çok kimliklerini gizlemek amacıyla yazar ve sanatçıların kendileri takmış. Birçok yazar çeşitli nedenlerle takma ad kullanmış. Örneğin Peyami Safa, Nâzım Hikmet ve Attilâ İlhan takma ad kullanmışlar. Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı), Yaşar Kemal (Kemal Sadık Göğçeli), Cemal Süreya (Cemalettin Seber) ve Aziz Nesin (Mehmet Nusret) gibi yazarlarımız, ün kazandıkları bu takma adlarıyla tanınırlar ve asıl adlarıyla hemen hemen hiç bilinmezler.

Takma ad konusunun batı edebiyatında da oldukça ilginç bir serüveni varmış. 19. yüzyılda yayıncı ve okuyucular kadın yazarları pek önemsemiyormuş. Bu nedenle de kadın yazarlar takma ad olarak erkek adları kullanıyorlarmış.

Bizim konumuza giren takma adlar ise bunlar değil. Birine, başkaları tarafından yakıştırılan ve bir gerekçesi olan isimler, yani “lakaplar”. Toplum hayatımızda Türkiye’nin her bölgesinde takma ad verme geleneği var. Okullarda bazı öğrencilere, öğretmenlere bir isim takma alışkanlığı yaygın. Ama özellikle kırsal kesimde köylüler birbirlerine lakap takarlar.

Takma adlar genellikle kişilerin adlarından bağımsız olarak onların resmi olmayan sıfatları ya da ünvanlarıdır. Adeta bir özel etiket gibidir takma adlar. Ahmetler’de de çok yaygındır ve hemen herkesin bir takma adı var, diyebiliriz. Bir insanın belli bir yere gelerek uzun yıllar sonra bir etikete sahip olduğunu düşünürsek, “Ahmetler Üniversitesinden” (!) alınan ünvanların da  değerli olduğunu söyleyebiliriz.

İnsanımızın zekası, insanları karikatürize etmede ve betimlemede harika yakıştırmalar üretiyor. Bu zeka, her kişiye özgü nitelikleri, farklılıkları, çok güzel ve çok kolay ifade edebiliyor. Gerçekten çoğu zaman bazı lakaplar o kişiye o kadar yakışıyor ki şaşırmamak elde değil. Bazı takma adlar, o insana tıpa tıp uyar, bazıları eleştiricidir, arada incitici, acımasız olanlar da var. Bu yüzden bazıları komik, bazıları sevmsiz, bazıları da çok hoş duruyor.

Lakaplar rast gele verilmiyor; hepsinin bir nedeni, gerekçesi hatta belki de bir olaya bağlanan öyküsü var. Kimisi kişilerin ruhsal ve bedensel özürlerinden,  kimisi toplumsal yaşamındaki uyumsuz ve aykırı bir davranışından, kimileri de yaptığı işten, uğraştan, alışkanlıklarından ya da başından geçmiş bir olaydan dolayı takılır. Takma adlar genellikle kişiyle bütünleşir ve onun özel karakterini, huyunu ele verir.

Ama sonuç olarak insanımızın şakacılığının, muzipliğinin, zekasının ve yaratıcılığının ürünü olarak dilimize de kültürel bir katkıdır.

Şimdilerde teknoloji ve internet var. Her ne kadar takma adın yerini günümüzde “nick”, “nickname” ya da “kullanıcı adı” aldıysa da insanlara başkalarının taktığı lakaplar günlük yaşamda söylenmeye devam edecek.

Genel olarak küçük yerleşimlerde; köylerde ve kasabalarda yaygın olan birine ad takma kültürü, bizim köyde adeta  dilimizin çok özel bir zenginliği. Daha önce sitede yayınladığımız “Ahmetlerdeki Takma Adlar” dosyası için Mehmet Kocaakça yenilerini derleyip göndermiş. Listenin sonuna eklediğimiz bu güzel sözleri sizlerle paylaşırken listeye bir kere daha göz atmanızı tavsiye ediyoruz.

Sevgi ve saygılarımla...

 

 

İşte Ahmetler'in Takma Adlar Listesine
Son Eklenen Lakaplar:

 

Arafat                  Emine Özdemir

Ak Alı                   Ahmet Ali Koç

Çakal Ayşe           Ayşe Vural    

Fatma Tunç          Fatma Kara

Dembel Emine      Emine Öz

Deli Emine           Emine Aslan

Deli Osman          Osman Koç

Gabış                    Mustafa Özdemir

Gara Hava            Havva Demir

Gır Memet            Mehmet Kocaakça

Gök Ayşe              Ayşe Küçükakça

Gök Ayşe              Ayşe Vural

Gök Fatma            Fatma Akça

Gök Fatma            Fatma Arslan

Gök Havva            Havva Koç

Gök Hüseyin          Hüseyin Avcı

Gök Süleyman        Süleyman Çalı

Gök Zeynep           Zeynep Varol

Gökmen                 Menekşe Koç

Gurbi (Çinkaya)     Ahmet Ali Özdemir

Hamış                   Fatma Küçükakça

Hamış                   Fatma Vural

Höke Yusufun Oğlu  Mehmet Ali Küçükakça

İlvanlı                   Ayşe Öz

Kara Emine           Emine öz

Koca Arzu             Arzu Küçükakça

Kömbe                 Ümmü Güngör

Küçük İrbem         İbrahim Kara

Mukulu                 Ahmet Arıcı

Mukuoğlu              Mustafa Arıcı

Şerfeli                   Şerife Avcı

Tuluklu Karı           Ayşe Özer

Onbaşı oğlu           Musa Zor

Pepe                     Mehmet Kocademir

Sarı Emine             Emine Demir

Sarı Ahmet             Ahmet Kara

Selvinaz                 Ayşe Kocademir

Sütçü                     Ahmet Vural

Tugay                     Şerife Kara

Urfalı                      Mehmet Kara

Ümmüşen               Ümmü Arıcı

 

NOTLAR:

 

1- Komşumuz Güçlüköy’de (Fersin); Yalangölü, İrediyo, Firensiz, Eşşekçi Ali … gibi çok ilginç lakaplar var.

2- Hürriyet gazetesinin haberine göre de, takma adların çok kullanıldığı Trabzon’da yaygın olan 350 lakap şunlarmış:

Külekbaş Ali, Uzunşase Osman, Ayı Mehmet, Dozer Cemil, Fil Hüseyin, Telefon Ahmet, İngiliz Yaşar, Topluiğne Osman, Sülük İsmail, Pırasabıyık Ali, Tahtabacak Muzaffer, Kuş Meryem, Tank İsmail, Portatif Haluk, Anten Ahmet, Tencerebaşlı Kel Sami, Kulak Ali, Pembe Fadime, Bıyıklı Asiye, Çolak İdris, Parmaksız Nazım, Tersbacak Zehra, Tekkanat İsmail, Kambur Ahmet, Kör Cemil, Bisiklet Yusuf, Ford Osman, Patapat Süleyman, Pilli Erol, Pire Yılmaz, Zilli Osman, Güveç İbrahim, Lapacı Fadime, Lelipop Servet, Makarna Mehmet, Cıkcık Sabire, Annaymisun (Anlıyor musun?) Nihat, Şabayim (Şey Yapayım) Gülizar, Sidikçi Ahmet, Netcuk (Ne Edeceğiz?) Hasan, Briyantin Enver, Foter Osman, Kasap Murat, Kont Fahri, Prens Muttalip, Berbat Niyazi, Panço Mehmet, Süslü Osman, Ringo Kazım, Gargara Asiye, Geveze Halil, Lavlav Mustafa, İmam Kenan, Gavur Yusuf, Rus Mehmet, Akrep Celal, Bulaşık Ahmet, Çete Salih, Kanser Osman, Muzuk Veysel, Aksi Nihat, Gudukli Ahmet, Piç Yakup, Çamur Şevket, İblis Metin, Köstebek Niyazi, Pislik Zeki, Çatal Ayşe, Maraz Ali, Yanuk Nihat, Cameş Ali, Avanta Kemal, Kelebek Ercan, Ballıbakla Kemal, Jandarma Fadime, Müftü Remziye, Çorbacı Ahmet, Kainat Mehmet, Pamukdede Kadir, Azrail Ali, Buzak Hasan, Hostes Ali, İğneci Ahmet, Lokmanhekim Ahmet, Mobil Osman, Muamele Zeki, Sellektör Sinan, Sıfırcı Behiye, Düttürü İsmail, Kıvırzıvır İbrahim, Gama Hasan, Guduk Reyhan, Karga Kenan, Kılıç Yusuf, Tabanca Temel”

 

3- EKŞİ SÖZLÜK’TEN SEÇMELER

Olaylara ve konulara komik yorumlar yapılan "Ekşi Sözlük"’te takma adlar için aynen şöyle yazıyor:

“İnsanı sinir eden, toplum içinde rezil rüsva yapan, bazen kavga sebebi olan ve kişiye bir özelliğinden dolayı takılan sahte isimler… “

“Alaatin Garanti, Kemman Appışıgiller, Kilot Meemet, Gabaraklar, Maymunlar, Keleterden Korkanlar, Koreli Anşa, Efomar, Öcü Meemet, Araplılar, Pehlivanlar, Çakıldaklı Hasibe, Dıngıracılar, Yağlı Eminciler....”

“Dıngılı Durmuş, Dömbek Şükrü, Yalak Şaheste, Çipil Melahat, Küt Boyun Salih, Yalama Ağız Nurettin, Koca Ayşe, Gama Mahmure”

 

Bunlar da başka bir bölgedeki lakaplardan: (Açıklamalarıyla…)

Kelebek Muhammet (Çok hızlı bir sol kanat oyuncusuymuş)

Söke Mehmet (Çok yaratıcı değil, sökeli olduğu için)

Koko Nazım (Kökenini bilen yok ama çocuğunun da lakabı koko)

Gavur osman (Alamancı olduğu için)

Tarzan Mustafa (Tarzan gibi ağaç tepelerinden inmediği için, dayım olur kendisi)

Pepe Kemal (Pepe işte)

Uzun ömer (Boyundan mütevellit)

Köylü Mehmet (Giyim kuşamı ve tabi gerçekten köylü oluşu sebebiyle)

Gencebay İsmail (Orhan Gencebay hayranı)

Parlak Ali (Çok yakışıklı)

Poker (Kahvehanesi var)

Kürt Ali (Kürt’tü)

Konti Fikret (Oyun stili ve tipi italyan futbolcu conti'ye benzerdi)

Tilki İlker (Çok kurnaz futbolcuydu)

Sulu İhsan (Zıpır fırlamanın teki)

Gak Akif (Sapanla karga vurduğu için)

Ajan Erol (Yaşı tutmadığı için atıldığı bir bilardo salonunu burada uygunsuz işler yapılıyor diye polise ihbar edip 2 gün mühürlenmesine sebep olduğu için)

Tafo Sedat (Taffarelin kopyası)

Şişe Selim (Çok içerdi)

Ne denir Demir (Her lafa "Ne denir bir laf var" diyerek başladığı için)

Domat Fehmi (Koşup terleyince kıpkırmızı olduğu için, tabi bir de kiloları yüzünden)

Dübek Şükrü (Sebebini bilen yok)

Arap Ayhan (Albino derecesinde beyaz)

Eşek Fatih (Gözleri eşek gözüne benzer)

Sıpa Ahmet (Eşek Fatih'in kardeşi)

 

 

Sitemizdeki takma adlar dosyasına bakmak için de burayı tıklayın.