You are here:
Kurban PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 25 Kasım 2009 23:01

Tarih, Kurbanlarla Dolu

Yazan: Mehmet ARSLAN

Kurban’ın tarihi çok eski çağlara kadar uzanır. Eski tabiat dinleri ile Mezopotamya,  Anadolu,  Mısır,  Hint,  Çin,  İran ve İbrani dinlerinde yılın belli aylarında dini törenlerle kurban sunma,  bayram yapma geleneği olduğunu biliyoruz.

Tarihte en ünlü kurbanlar; Adem’ in oğulları Çoban Habil ile Çiftçi Kabil (Kain)’ in ve Hz. İbrahim'in İsmail’i kurban adamasıdır.

Adem oğulları Habil ve Kabil Tanrı’ya kurban sunarlar. Koyun Çobanı Habil’in adağı semiz bir koç,  Çiftçi Kabil’in ise ürünü (kırık buğday) dır. Çoban’ın kurbanı Tanrı tarafından kabul görür,  Çiftçi Kabil’in ise uygun değildir. Buna içerleyen Kabil,  Habil’i öldürür ve Dünyanın katil defterinin ilk sayfasına adını yazdırır.

Hz. İbrahim'in birinci eşi Sara’ nın doğurganlığı yoktur. Yaşı’ da geçmiş,  70 dir. Kendisi buna içerler ve Hz.İbrahim’e Mısırlı genç cariye Hacer’i ikinci eş olarak getirir. Hz.İbrahim,  ilk çocuğunu Allaha kurban vereceğine dair söz verir. Hacer İsmail’i doğurur. Hz. İbrahim Allaha olan sözünü yerine getirmek üzere İsmail’i Mekke’de ıssız bir yere götürür. Tam kurban edecekken samimiyeti kanıtlanan Hz. İbrahim’e Allah tarafından kurbanlık beyaz bir koç gönderilir. İlk eşi Sara’da İshak’ı doğurur ve Hacer’e yol verir. Hacer çöllerde aç susuz giderken serap görür,  yeri eşeler ve zemzem suyu çıkar. Arapların İsmail,  İsrailoğuları/Yahudilerin’se  İshak’ın soyundan geldikleri söylenir.

Eski çağlardan beri insanlık kanlı(canlı) ve kansız(cansız) kurbanlar adamışlar,  sunmuşlar. Kanlı kurbanlar insan, hayvan gibi canlı türleri. Kansız kurbanlar ; Tanrılara sunulan  hediyeler ve  üretilen ürünlerle  Tanrı için başıboş salıverilen hayvanlar.

İleri sürüldüğüne göre ; Cahiliye dönemi Arapları'nda Uzza’ya oğlanlarla,  kızların ve esirler den insan kurbanı da var.

Kurban aşağı yukarı bütün dinlerde Konfüçyüsçülük ve Taoizm'de, Hinduizm ve Budizm'de,   Zerdüştlük/Mazdaizm'de  var.

Tarihçiler ve Teologlar, Türkler'de insan kurbanının yasak olduğunu kaydederler.

Eski Türkler,  kurbanlarını genellikle kutsal Atalar Mezarlığında, mağara, dağ başı gibi sunak yerlerinde yerine getirirlermiş. En değerli kurban AT imiş. Kurbanlar saf ve temizliği ifede ettiği için genellikle AK’ imiş. At’ı sarı inekle sarı deve izler,  arkadan koyun koyun keçi gelirmiş.

Orhun Abideleri'nde ; “ Üste mavi gök,  altta yağız yer yaratıldığında,  ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine atalarım Bumin kağan,  İstemi kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini töresini tutuvermiş,  düzene sokuvermiş." Dermiş.

“Zamanı yaşayan,  yani ölümsüz olan Tanrı aslında Gök Tanrı'dır. Mavi gök ile yağız yer ve ikisi arasında insanoğlu da yaratılmıştır. Nasıl Gök Tanrı yeri,  suyu, kutsal kılmış ve onları düzenlemiş ise,  aynı şekilde Bumin ve İstemi Kağanlar da Türk milletinin ilini töresini düzenlemişlerdir.”

 Eski Türklerin büyük bir çoğunluğu Gök Tanrı dinine inanmakla birlikte,  ilişkide bulundukları milletlerin dinlerini de kabul etmişler. Kurbanlarındaki ritüellerde bu dinlerin etkilerini gösterir.

Kurbanın ruhunun Gök Tanrı’nın (Çalap) ve gökyüzündeki ata ruhlarının yanına CENNETE gittiğine /çıktığına inanılırmış. Kurban etleri o günkü inanışlarına göre hoş kokusu Gök Tanrı’ya gitsin diye yakılırmış,   yada yenilirmiş.

Kurban ; Yakınlaşma amacıyla Tanrı'ya sunulan.

Diyanet İşleri Başkanlığı sitesinde “Kurbanın dinî dayanağı nedir?” sorusuna verilen yanıt şöyle ;
“Genel anlamda kurbanın bir ibadet olduğuna dair Kur’an-ı Kerim’de birçok ayet yer almaktadır. Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’in yerine,  Allah tarafından bir kurbanın verildiği açıkça bildirilmektedir.  (Saffat,  37/107)
Ayrıca aşağıdaki ayetler de genel anlamda kurban ibadeti ile ilgilidir :
- “Her ümmet için,  Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık…” (Hac,  22/34)
- “... kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin,  yoksula fakire de yedirin”(Hac,  22/28)
 “Kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken kurban edeceğinizde üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yeyin,  istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.” “Onların etleri ve kanları asla Allah'a ulaşmaz. Allah'a ulaşacak olan ancak,  sizin O’nun için yaptığınız,  gösterişten uzak amel ve ibadettir.” (Hac 22/36-37)
Bu ayetlerde zikredilen hayvan kesiminin,  ibadet amaçlı birer uygulama oldukları açıktır. Bu amaçla kesilen hayvanların,  et ve kanlarının Allah’a ulaşamayacağı asıl olanın ihlas ve takva olduğunun vurgulanması,  kurban kesmenin ibadet olduğunun açık bir göstergesidir. “

Bütün dinlerde kusurlu ve doğumlu hayvanlara kıyılıp kurban edilmez.

Mart/628 de Müşriklerle yapılan Hudeybiye Antlaşması öncesi Müslümanların Kurban kesmedikleri din bilginleri arasında tartışılır durur. Bazısı,  Namaz, Oruç, Zekat gibi zorunlu değildir sadece Hac Farizesinde zorunludur der,  bazılarıda Kur’an ayetlerinde açıkca yazar der. Kurban,  mezheplere göre de farklılıklar gösterir. Diyanet’in görüşü,  Hanifi/Sünni inanıştır.   Şafiler genellikle kurban kesmez. Maliki ve Hanbeli’ler, Şii/Şia ve Alevi inanışı’dada kurban ritüellerinde  farklılıklar var.

Yahudiler kurban keserler,  yakıp hoş kokusunu Allaha sunarlar. Yiyeceklerse, güneş doğmadan gece karanlığında yerler.

Hristiyanların kurbanı şaraba batırılmış ekmek yemektir. Tarsus’lu Pavlus’tan sonra ilk ve son kurban Hz.İsa olduğu için onların inancı artık kurban kesmemektir.

Batı/Hristiyan alemi Müslümanların kurbanını genellikle katliam olarak nitelerler. Her şeyde olduğu gibi üste çıkarlar. Ama Müslümanlardan 20 kat fazla et tüketimlerini akıllarına getirip,  yahu o zaman bizde en büyük cinayeti işlemişiz  demezler.

Üçte biri çoluk-çocuğa kendine,

Üçte biri ihtiyaç sahipleri kesemeyenlere,

Üçte biri dost ve yakınlarla yemeğe,

Ben geldim HERKESE İYİ KURBANLAR demeye.