You are here:
Borçlu Olduklarımız PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 24 Aralık 2009 00:29

Arıların Dünyası : Bombus Arıları
Doğa Dostu, İnsan Dostu Bombus Arılarını Tanıyor musunuz?

Ali Varol, ressamlığı, radyo-televizyon tamirciliği, yazarlığı ve öğretmenliği yanında aynı zamanda iyi bir arı yetiştiricidir. Onun amatörce arıcılık yaparken okuyarak ve deneyerek öğrendiği bilgilerle teknik arıcılık yaptığını hepiniz bilirsiniz. Kim bilir, Ali Varol arıcılık işini belki de yayla sevdasını tatmin etmek ve sağlıklı yaşamak için sürdürmektedir.

Bu konuda sürekli okuyup bilgisini geliştiren arkadaşımız. "Teknik Arıcılık Bilgi Paylaşım Forumu" adlı bir sitede yazdığı yazılardan birini sizlerle paylaşmak için bize de göndermiş.

Gerçekte de hangi işi yaparsak yapalım, onu usulüne göre yapmanın, bilim ve teknolojiden yararlanmanın ne kadar önemli olduğunu söylememeye gerek var mı? Ne işi yaparsanız yapın, isterseniz duvar örün, kaldırım taşı döşeyin; ama onun en iyisini yapmaya çalışın. Bir fark yarattığınızda sonunda mutlaka kazanan siz olacaksınız.

Ali hocamızın bombus arılarıyla ilgili verdiği bilgiler, arıcılığa ilgi duyanların ilgisini çekebileceği gibi genel olarak bütün okuyucular için de ilgi çekici gelebilir.

İşte Ali Varol’un yazısı:

Borçlu Olduklarımız

Geçenlerde bir kitap okumuştum. Adı: “Borçlu Olduklarımız.” Aziz Nesin çocuklar için yazmış. Kurtuluş Savaşındaki yaşanmış olaylardan sekizini anlatmış. Orada asker sivil insanlarımızın ne zor şartlarda Kurtuluş Savaşına katkıda bulunduklarını anlatmış. Tüfek bulamayınca nacağını, tırpanını omuzlayıp cepheye giden gönüllülerden söz etmiş. Sonuç olarak ta “Bu insanlar öyle yokluklar içinde bize büyük iyilikler yapmışlar. Bu ülkeyi onlara borçluyuz. Onları tanıyalım. Onları unutmayalım.” demeye getirmiş sözünü.

Ben de burada çoğumuzun hiç tanımadığı adını bile duymadığı ama bize büyük iyilikleri dokunan doğa dostu, insan dostu birilerinden söz etmek istiyorum. Onlar olmasa bitkilerin çoğu tükenir; diğer canlılar aç kalır; doğanın dengesi alt üst olur. Bu “meçhul asker”leri tanımak bütün insanların vefa borcudur. Tanımadığımız için onlara bilerek ya da bilmeyerek zarar verenlerimiz, imha edenlerimiz var. Oysa tanırsak, faydalarını bilirsek onları koruyup kollayabiliriz. Onları koruyup kollamak ise aynı zamanda kendimize iyilik etmek demektir.

Sözü uzatmayalım, bilim adamları der ki:

Doğadaki çiçeklerin % 70 i böcekler tarafından tozlanmaktadır. Bunların % 50 sini de bombus arıları tozlamaktadır.  Birçok yabani bitki ve kültür bitkisi varlığını bombus arılarına borçludur.

Daha serin olan kuzey ülkelerinde ve yüksek yörelerde tek tozlayıcı bombus arılarıdır. Buralarda bal arıları tozlamada çok etkin değildir. Etkin olduğu yerlerde bile bombus arıları bal arılarından 3-5 kat daha hızlı çalışır. Yonca çeşitleri bombus arıları olmasa çoğalamaz. Yaylalarda elma ürünü varlığını bombus arılarına borçludur. Domates, biber, salatalık bitkilerine de çok konarlar. Yurdumuzda hemen hemen bütün meyve ağaçları ayçiçeği, pamuk, kolza gibi endüstri bitkileri; yonca, korunga, çayır üçgülü, fiğ gibi yem bitkileri; bütün baklagiller... Bunların tohum ve meyve tutmasında bombus arılarının etkisi çok fazladır.

Çünkü bombus arılarının diğer böceklerden ve bal arılarından üstün özellikleri vardır. Bazı bitki çiçeklerinin nektar yuvaları dar ve derinde olduğu için diğer böcekler ve arılar bu çiçeklere konmamaktadır bile. Oysa bazı bombus türlerinin dil uzunlukları 20 mm. ye kadar çıkmaktadır. Dar ve derin çiçekleri sadece dilleri uzun olan bombus türleri tozlayabilmektedir. Nektar yuvaları bombus arılarının dilinin yetişemeyeceği kadar derin olan bitkilerin çiçeklerine de gene bombus arıları konmaktadır. Böylesi çiçeklerde bombuslar nektar yuvasının dibini kemirerek bir delik açar ve nektarı oradan emer.

Çayır üçgülü, taş yoncası varlığını yani tozlaşma, tohum tutma olayını bombusların varlığına borçludur. Bombus yoksa çayır üçgülü ve yonca da yok demektir. Dünyada hayvan beslemede çok kullanılan böylesine bazı bitkilerin yok olduğunu düşünelim. Nasıl bir felaket olurdu…

Bombus arıları bal arıları ve diğer böceklerden daha hızlı çalışır. Domates seralarında polen toplarken bir seferde 450 çiçeğe konmaktadır. Bir günde ise yuvarlak 2000 çiçeğe konup tozlamaktadır. Bazı günler gün doğmazdan önce işe başlar, gün battıktan sonra yuvaya döner. Saat 06-20 arası... Bombuslar daha hızlı ve daha uzun süre çalışmakla kalmıyor. Daha zor hava koşullarında da çalışabiliyorlar. Isı + 35 derece olunca bal arıları dışarı çıkmaz. Oysa bombuslar bu sıcakta çalışabilir. Hava soğuk mu, bal arıları dışarı çıkmaz. + 15 derecenin altında bal arılarının çalışması azalır veya durur. Bombuslar ise + 10 derecede bile verimli çalışırlar. Hatta bazı kaynaklarda + 6 derecede bile çalıştığı yazılıdır.  Bombuslar bulutlu hatta hafif yağışlı havalarda da çalışırlar.

Bu gün batı ülkelerinin birçoğunda bombus arıları evcil bir hayvanmış gibi tanınmakta ve ona önem verilmektedir. Doğa dostu, insan dostu olarak tanımlanmaktadır. Kanunlarla koruma altına alınmıştır. Okullarda ders kitaplarında okutulmaktadır.

Buralarda bir ailenin evinin bahçesinde bir bombus arısı kovanı bulundurması, meyve ürününün miktarına ve kalitesine olumlu katkıda bulunacağı için doğal bir görüntü olmuştur. Aileler kedi köpek bakar gibi, çiçek bakar gibi evlerinin balkonunda, çatısında, bahçesinde bombus arıları bakmaktadırlar. Yani bombus arıları normal yaşamın bir parçası olmuş.

Senede belli bir günü yöresel bombus günü olarak kutluyorlar. Bizdeki kiraz, karpuz festivalleri gibi... Bombus gününde insanlar gözlemlerini, deneyimlerini, bulgularını anlatıyorlar. Doğada kışlamış bombus anaları ilkbaharda nasıl yapay yuvalara çekilebilir ve doğal yollardan bahçede nasıl koloni oluşturulabilir onu anlatıyorlar. Böylece çeşitli etkinliklerle kamuoyu işin içine çekiliyor, aydınlatılıyor, bilinçlendiriliyor.

Çeşitli İnternet sayfalarında sağlıklı ve pratik bir bombus kovanının nasıl yapılabileceği anlatılıyor. Kullanılan diğer malzemeler tanıtılıyor. İnternet sayfalarındaki forumlarda bakım ve üretimle ilgili sorunları tartışılıyor. Bombusları tanıtan çeşitli kitaplar yardımcı ders kitabı olarak kullanılıyor. Bombus arıları yasalarla koruma altına alınmış. Yuvalarının sökülmesi yasaklanmış. İlaçlardan zarar görmesi önlenmiş. Zaten insanlar onların ne kadar faydalı olduğunu bildikleri için onlara zarar vermek istemiyorlar. Onları gözleri gibi koruyorlar.

Ya bizde? 1997 yılında seralarda hormon yerine bombus arlarının kullanımı gündeme gelinceye kadar çoğumuz bombus arısının adını bile duymamıştık. Bu gün de daha duymayanımız çok. O günlerde bazılarımız doğadaki bombus arılarını yakalayıp batılılara satmış. Şimdi de muhtemelen o arılardan ürettikleri arıları batılılar bize satıyorlar.

Çiftçilerimiz bilinçsiz bir şekilde zirai ilaçlarla onlara büyük zararlar veriyorlar muhtemelen. Anadolu’da bazı insanlarımız onların çiçekleri yediğine inanarak onları imha etmenin doğru olduğunu sanıyor. Bizim yaylada bile yayla evlerinin içine yuva yapan “alaca arıları” nasıl imha ettiklerini kaç kişinin ağzından duydum.

Kontrolsüzce orman kesiminin doğada erozyon gibi bir sonucu olduğunu biliyoruz. Sanayi atıklarının sularımızı havamızı, doğamızı nasıl kirletip nelere sebep olduğunu da biliyoruz. İlaç kirliliğinin nelere neden olacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. Bunlar gibi doğadaki olumsuz değişmeler bombus arılarına da zarar vermektedir.

Bombus arılarının doğadaki önemini fark etmeliyiz. Onları sadece seralarda kullanmadığımızı sanmayıp, meyve ağaçlarımızın onlar olmadan meyve vermeyeceğini, yonca gibi yem bitkilerinin onlarsız tohum tutmayacağını ve buna benzer birçok bitkinin onlarsız olamayacağını bilirsek onların doğadaki önemini kavramış oluruz. Kavrarsak bu konuya topyekün sahip çıkmamız gerektiğini anlarız.

Bundan 9-10 sene önceydi. Gözlem amacıyla birkaç bombus ana arısını köydeki evimin bahçesinde kuluçkaya yatırmıştım. Oluşan kolonilerden çıkan ana arılar sonraki sene eski yuvalarına yakın yerlerde yuva yaptılar. Ve oluşturdukları kolonilerin arıları benim bahçedeki elma, kiraz, nar gibi ağaçların ve bahçedeki sebzelerin çiçeklerinde dolaşıp durdular. Ben yokken de benim yerime çalıştılar. (Bombus arıları yuvalarının yakınında çiçek varsa uzağa gitmezler. Bir de yeni çıkan ana arılar sonraki sene yuva yapacaklarında eski yuvalarının yanında ya da yakınında yuva yapmayı tercih ederler.)

Yurdumuzda da batıda olduğu gibi bombusları tanıtıcı internet siteleri açılmalıdır. En azından tarımla ilgili sitelerde, tarım dergilerinde yayınlar yapılarak onlar tanıtılabilir. Bombuslarla ilgili henüz bir kitap bile yoktur. Kitaplar yayınlanmalıdır. Bombus kovanları sadece seralarda kalmamalı; yaylalardaki elma bahçelerimize de konmalıdır. Yurdumuzda yaygın olan koyu renkli toprak bombusu (Bombus Terestris)  ile ilgili yerli üretimler yapılıp yaygınlaştırılmalıdır.

 Atalarımız: “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Demişler. Doğaya bunca katkısı, bizlere böylesine iyilikleri olan bombus arılarına da biz bir iyilik edelim. Onlara çok şey borçlu olduğumuzu bilelim, onları tanıyalım, tanıtmak için gayret gösterelim, onları koruyalım. Böyle yaparsak kendimize de iyilik etmiş oluruz.

 (Batılıların bombuslara ne kadar önem verdiğini görmek isteyen arkadaşlarımız internette “bumble bees” “Hummeln” “erdhummel” sözcüklerinden birini yazıp ararlarsa ilgili yayınlara ulaşabilirler.)