You are here:
HAREM/Yasak Şehir PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 11 Ocak 2010 10:48

Osmanlı Sarayında Harem;
Haremde Kızlar Ağası Beşir Ağa

Mehmet Arslan, Beşir Ağa’nın izini sürüyor. Beşir Ağa’yla ilgilenirken Osmanlı devlet sistemindeki bazı kurumları gözlerimizin önüne seriyor. Konu Beşir Ağa olunca da Osmanlı’daki Harem’i bizlere tanıtıyor. Çünkü duruma göre Beşir Ağa da padişahtan bir şehzade doğurabilmek için sıraya giren cariyelerin kapı nöbetçisi… Kızlar ağası. Konuya biraz renk katabilmek için ben de yazının sonuna milli kütüphane arşivlerindeki bazı resimlerin linkini ekledim. Yazıyı okuyup linklere bakarsanız Osmanlı saraylarındaki “Saadet Odaları”na kadar birçok yeni bilgi sahibi olacaksınız. İşte, Mehmet Arslan'dan otuz iki kısım, tekmili birden Osmanlı Haremi:

HAREM/Yasak Şehir

Mehmet Arslan

Bu gün 600 yüzyıl süren Osmanlı Sultanlarının Darüssüade/saadet odalarına, yani mahremlerine dalacağız. Devri saadetlerinin izini sürüp, Hasbahçe’de saltanat kayığıyla seyri sefaya çıkacağız.

Dünyanın hayallerini süsleyen yasak şehir HAREM’de yaşayan ; Valde sultanlar, kadınlar, kadın efendiler, ikballer,hasekiler, şehzadeler, ustalar ve kalfalar’la onları yöneten Kızlar Ağası Beşir Ağa’ların yaşamlarına, ayınlarına oyunlarına bir göz atacağız.

Kolaymı, 600 yüzyıl buralara dışarıdan kimsecikler girememiş, içerde Padişahlardan başka erkek sinek uçamamış, Türkçesi harama uçkur çözememiş.  Gene de bir yolunu bulup kaçamak yapanlar olmuş ama önemsiz, yazmaya değmez.

Haremin asıl adı Dar'üs-saade  "saadet evi"’ ymiş. Hindistan'da “Perde” veya "Zenane", İran'da "Enderun”, Arabistan'da  adı "Harem" miş.

Cariyeler hep dışarıdakilerin hayallerini süslemiş.

Cariyelerin hayali ise,  Padişah olacak Şehzade benden doğsun imiş. Onun için allem edip galem edip yüzlerce kızın arasından sıyrılıp kendini bir an önce Saadet Odasına atmakmış.

Saadet Odasının kapısında da not tutan Kapı Ağası Hacı Beşir Ağalar varmış.

Aklıma gelene bakar mısınız? Haşmetli Yosmalar-Reşat Ekrem KOÇU. 1970 li yıllar, İstanbul Sahaflar çarşısındayım. O da ne “Haşmetli Yosmalar” karşımda . Hemen aldım, Beyazıt Camisi’nin gölgesindeki kahvede bir solukta okudum. 40 yıl sonra önümde Türk Tarih Kurumu’ndan “Harem“ ile “Padişahların Kadınları ve Kızları”. Kadının adının olmadığı, kayıtlara geçmediği bir dönemin yıldızları.   Dünya bir kazan, insanoğlu kepçe-kazma, kaz , karıştır yaz.

Meraklısına peşinen söyleyeyim; En meşhur cariye Padişah kadınları Kanuninin eşi HÜRREM (Rosa, Roxelana) ile 1. Ahmet’in eşi KÖSEM (Anastasya,Mahpeyker) Sultanlar.  Aslında bu ikisi benim nazarımda Padişah. Eder padişah sayısı 38+2=40 .

Cariyeler nasıl üretilir, nasıl eğitilir, nasıl tüketilir, ne yer ne içerler, maaşları ne kim öder, kimler yönetir. Yani bu değirmenin suyu nerden akar, bu güzellere kim bakar, kim okşar , kimler koklar ?

Cariye birikimi, kaynak?

Savaşlarda esir alınan güzeller, köle ticareti yoluyla satın alınanlar, gelecekleri garanti olur diye aileleri tarafından saraya verilenler, çıkar ilişkileri gereği diğer devletlerce sunulanlar ve Osmanlı yöneticileri yani memurlarınca Padişahımıza yakışır, bana da makam rütbe bağışlar görüşüyle sunulan değişik yönlerle elde edilmiş güzeller.

Nerde yaşarlar?

Sarayın Harem denilen bölümünde, dışarıya kapalı ve kör.  Dünyanın koyduğu ad;  Yasak şehir.

Ortada Hünkar Dairesi,yanında Valde Sultan dairesi ve etrafında çepeçevre odalarda  kıdemine göre dizi dizi cariyeler, efendiler ve şehzade daireleri ve kapılarında ise bekçi hadım edilmiş zenci Harem ağaları.

Sayıları?  Sayalım:

“Haremde, cariyelerin miktarını gösteren ilk liste I. Mahmut zama­nına aittir. Bu listeye göre cariyelerin dairelere dağılışları şöyledir: kilerde  17, külhanda 6, türlü kişiler yanında 23, Şehzade Osman daire­sinde 19, Şehzade Mehmed dairesinde 14, Şehzade Mustafa dairesinde 13, Şehzade Beyazıd  yanında 12, Şehzade Numan dairesinde 14, Abdülhamid’ in dairesinde 7, başkadın dairesinde 20, ikinci kadın dairesinde 11, üçüncü kadın dairesinde 14, dördüncü kadın dairesinde 8, beşinci kadın dairesinde 10, altıncı haznedar kadın dairesinde 13, baş ikbal dairesinde 6, ikinci ikbal dairesinde 6, üçüncü ikbal dairesinde 4, dördüncü ikbal  dairesinde 5 cariye vardı. Bunların sayıları 456'yı buluyordu.” (Sy.21)

Listeler artarak devam ediyor;  Abdülmecit ’de 688, Abdülaziz zamanında 809  oluyor. Bunlara ekle ;  Harem Ağalarını, Hazinedar Usta, Çeşniyar Usta, Çamaşır Usta, İbriktar Usta, Berber Usta, Kahveci Usta, Kilerci Usta, Kutucu Usta,Külhancı Usta, Vekil Usta, Kethüda Kadın/Saray Usta, Katibe Usta, Hastalar Ustası, Ebe, Taye/Daye=Sütnine, Dadı ve kalfalarla, Hokkabazlar, Dilsizler, Cüceler, Maskaralar, Oğlanlar ve Meşkhanelerin sazendelerini, hanendelerini topla HAREM nüfusu eder 1000 adem.

Ne yer ne içerler?  Okuyalım:

“Kadın efendilerin hepsinin tayinat ve ödenekleri vardı. Bunlara yetecek derecede yiyecek, giyecek ve yakacak verilirdi. II. Beyazıd  kadınlarına her yıl 15 bin akçe, dokuz parçası Avrupa kumaşı, iki samur kürk; kızlarına ise 15 bin akçe, dörder donluk Avrupa kumaşı, iki samur kürk tahsis etmişti. Daha sonraları "haslar" tevcih, bazı çiftlikler de kendilerine temlik edilmiştir. Kadın efendilere, mum, sabun, odun ve kömür gibi ihtiyaçları, toptan, iki defa da  Muharrem ve Receb ayların­da verdirirdi.. Ayrıca her kadın efendinin şekeri, kahvesi, ihtiyaçları arasında yer alıyordu. (Sy.53)

Kadın efendiler, kendi dairelerinde yerlerdi. Kadın efendilere günde beş okka et, 3 tavuk, 2 okka sade yağ, yazları bir denk kar, bir tabak kaymak, 4 has ekmek, 200 dirhem bal, hoşaf, bir okka meyve, iki yumurta, 4 piliç ve mevsimine göre yeteri kadar, sebze veriliyordu. Bunlardan başka hasları ve başmakları vardı.” (Sy. 54)

Maaşları ne? Okuyalım:

“Cariyelere verilen gündelikler, haremdeki eskiliklerine göre değişi­yordu. II. Beyazıd devrinde şehzade Abdullah'la 15 cariyesi günde 15 er, Eski Saray'da çalışan 7 cariye 10 ar, 9 cariye 5, 15 cariye 3, 32 cariye 2 şer , 1511 (917) yılında on cariye 10 ar , 1513 yılındaki cariyelerin gündelikleri 1-5 akçe arasında değişiyordu.

I.Mahmud zamanında haremde bulunan cariyelerin gündelikleri oldukça yükselmiştir: 4 cariye 30, 2 cariye 25, 1 cariye 20, 12 cariye 15, 28 cariye 10, 152 cariye 5 akçe gündelik alıyordu.

II.Mahmud zamanında 1226 yılında haremdeki 298 cariyenin gündelikleri 100, 80, 70, 60, 55, 45, 40, 35, 30 akçe arasında değişmektedir. II Beyazıd devrine göre; cariyelerin gündelikleri 5,10 kat artmış. Bütün bunlar, cariyelerin çok iyi durumda olduklarım göstermek­tedir. Yabancıların sandığı gibi hepsi odalık değillerdir. Esirlik süresini dolduranlar, azat kâğıdını alıp isterlerse ayrılırlar. (Sy.21-22)

İsimleri ne?

Genellikle Hürrem, Mahpeyker, Hümaşah, Mahidevran, Ruhşah ,Gülbahar,Gülruh, Mihrimah gibi Farsça isimler almışlar. Çırak edilip/özgür bırakılıp dışarıya çıkanlar ise Arapça isimler seçmişler kendilerine.(Sy.37)

Kralların, imparatorların kızları ayrıcalıklı; “Padişahların Bizans impara­toru, Sırp ve Bulgar Kralları ailesinden aldıkları prenseslerin adlarını değiştirmedikleri olduğu gibi bırakmış olduklarıdır: Tamara (Mara), Teodora, Aspurca, Despina (Maria-Olivera) Mara gibi.” (Sy.39)

Eğitim, Öğretim ve Musiki:

Bir kere peşinen söyleyelim. En başta cilve/yosmalık eğitimi var. Örgü, musiki, davranış kuralları, arzu edene yabancı dil  öğretiliyor.

“Cariyeler, kalfaların yanında musiki dersi alırlardı. Sadullah Ağa, Hacı Arif Bey, Aziz Efendi ders verdikleri cariyelerle sevişmişler, hatta bazıları bunlarla evlenmişti. II. Süleyman, hastalıklı bir padişahtı. Çoğunlukla Edirne'de otururdu. Bundan faydalanan cariyeler, harem Ağaları’yla düşüp kalkmaya başladılar. Veliaht olan II. Ahmed, bunu oda cariyelerinden haber aldı ve çok üzüldü.”  (Sy.33)

Giyim Kuşam:

Öyle çarşaf, peçe filan yok. Zamana göre son derece modern ve seksapel giyiniyorlar. Harem Ağaları bile hareme girerlerken “DESTUR” deyip içeri dalıyorlar. Gerçi Ağalar yere bakandır ama genede ne olur ne olmaz. Dışarı pek çıkamıyorlar, çıkınca 7 kat çember içindeler kimse göremez, birde çıkarken kapanırlar.

Gözyaşı Sarayı:

Padişah değişince önceki Hünkar’ın cariyeleri Gözyaşı Sarayı denilen Eski Saray’a yollanır, yeni kızlar Taht’a çıkan Sultan’ın oturduğu Yenisaray’a toplanırmış. Eski Saray iktidardan düşenlerin  çile ve gözyaşı sarayı. İsteyen Çırak çıkıp dışarı gidebilirmiş. Yeni Sultan istediğini yanına Sarayı’na alabilirmiş. Şans bu !

Cariye Türk Kızları?

Oğuz Türk töresinde HAKAN’ın/Yabgu’nun TÜRK anadan doğma kuralı vardır.

 “Şeriat hükümlerine göre, padişahlar cariyelerden istedikleriyle nikahsız olarak münasebette bulunabilir” , Padişahın malı  oldukları için istediği gibi tasarruf edebilirmiş.  (Sy.29-30)

“Padişahların, Türk kızlarıyla evlenme usulü II. Bayezid (1447–1512) devrinin ortasında başlayarak kalkmış ve padişahların, cariyelerle evlenmesi, düşüp kalkması gelenek olmuştur. Dört padişah bir tarafa bırakılırsa, bu gelenek, hanedanın kaldırılmasına kadar devam etmiştir. Binanaleyh haremin esasını ve hanedanın temelini bu yüzyıldan itibaren cariye teşkil etmiştir. Haremde yaşayanlar bir piramide benzetilebilir. Piramidin kaidesini cariyeler, reisini de valde sultan işgal eder. İkisi arasında kalfalar, ustalar, odalıklar, ikballer ve kadın efendiler yer alır.” (Sy.11)

En hovarda padişahlar?

Kanuni’den (1520-1560) sonra hiçbir Padişah ordunun başında savaşa katılmazlar. Harem de en renkli ve parlak zamanlarını Kanuni’den sonra yaşar.

III.Mustafa, Abdülmecit ve Ulu hakan II.Abdülhamit en zampara padişahlar.

II.Abdülhamit ; Abdülmecit’in oğlu 34.Padişah ve 98. İslam Halifesi, Osmanlının iflasını (Moratoryum 1881) ilan eden hükümdar.

Kızından dinleyelim ;

“II. Abdülhamit de kadın avcılığında babası Abdülmecit’den aşağı kalmamıştı. Daima sarayında genç ve körpe odalıklar bulundururdu.”

Abdülhamit'in hareminde: "Birbirinden güzel üç genç kız vardı. Bu üç güzeller hakikaten bir çiçek buketi halinde göze çarpıyorlardı. Kendilerini görenler için, bunlardan birini seçip de işte bu hepsinden güzel demeğe imkân yoktu. Çünkü herbiri birer güzellik âlihesi halinde idi. Babam ayrı ayrı zamanlarda onların her üçüne de, ayrı ayrı iltifat­larda bulunurdu. Fakat ne yazık ki, haremin üç güzeli, güzellikleri derecesinde kıskanç kızlardı".

Olay budur; En çok sevdiğim Cariye.

Okuyalım;

Abdülhamit'in hareminde çok güzel bir kız varmış: "... kumraldı, elâ gözlü idi, 23 yaşında kadardı. Gayet de iyi tahsil görmüş, son derecede zarifti. Daha saraya intisap ettiği günden itibaren babanı kendisinden pek ziyade hoşlanmıştı. Artık, daima onu yanında gezdiriyor, kendisiyle uzun uzun, tatlı tatlı konuşuyordu. Lâkin bütün bu "iltifat-ı şahane” ye rağmen elâ gözlü dünya güzeli, hükümdarın bazı arzularına "evet" demiyordu. Onun bu şiddetli mukavemeti, babamın kendisine karşı alâkasını daha ziyade arttırıyordu. Bu hal böyle tam beş sene devam etti. Elâ gözlü güzelde hiçbir değişiklik yoktu...

Bir bayram günü, çok güzel görünen kız padişahın huzuruna girmiş, tebrikini yapmış Abdülhamit: "Hâlâ inadında devam mısın?" diye sormuş. Genç kız güzel gözlerini yere indirip, susunca babam devam etmiş: "Hem sen bugün ne kadar güzelsin!... "Genç kızın bu iltifata cevabı şu: "Efendimiz!!... ömrüm oldukça size canımı feda etmeye daima hazır olacağım. Yanınızdan ayrılmam. Fakat bütün dünyayı bana bağışlasanız, asla hareminiz olmam! …çünkü kocam olacak erkeğin yalnız ve yalnız bir karısı, yani tamamen bana ait olmasını isterim, aksi halde kimse ile evlenmem...." Abdülhamit, güzeli elde edemeyeceğini anlar, ona konak alır, içini donatır. 45 yaşında gayet dindar bir kıranta zatla bu güzeli evlendirir. Fakat Abdülhamit, zifaf odasına giren damadı, hemen saraya çağırtır, sabaha kadar alıkor, bunu beş gece tekrarlar.” (Sy.25-26)

Eyvah ortalık gene toz duman.

Burada da karşıma çıktı.

Kim mi?

Kim olacak Çimi’nin Beşir Ağası.

Adam Dünyanın 8. harikası.

Hayranım Beşir Ağa’ ya.

Sen bütün rekorları alt üst et, Guenes Rekorlar kitabına yazmasınlar. Haksızlık bu !

Kitaba bakmadım belki vardır, Mustafa Abi sana zahmet bir bakıver, atlamayalım.

Kızlar Ağası güç demek. Protokoldeki yeri  Padişah,Sadrazam,Şeyhülislam ve 4.Sırada. Bana kalırsa Padişahtan sonra 2.sıra da. Çünkü Sultan’ın yanı başında, Sadrazam değiştiriyor adam.

Hacı Beşir Ağa 30 yıl görev yapıyor, bu bir rekor. Habeş Mehmet Ağa 17, İdris Ağa 16, Yusuf Ağa 16, Hacı Mustafa Ağa 15 ve Uzun Süleyman Ağa  9 yıl ile onu izliyorlar.

Nefesiniz tükenmediyse okuyalım.

“Kızlar ağalarının en ünlüleri Hacı Beşir Ağa ile Beşir Ağa'dır. Bunlar, kızlar ağalığı zamanında diledikleri gibi hareket ettiler. Sadra­zamlığa kendi adamlarını getirdiler.

…Dâye Hâtûn'u  hacca götürdü, hacı oldu. …1717 İstanbul'a getirtilerek kızlar ağası yapıldı. Tam otuz yıl III. Ahmed ve I. Mahmud zamanında bu görevde kaldı. Kızlar ağasının gücü ve nüfuzu bunun zamanında çok arttı.

Hacı Beşir Ağa, I. Mahmud'un o kadar güvenini kazanmıştı ki, istediğini sadarette tutar istemediğini attırırdı. .…Bundan sonra Hacı Beşir Ağa ile kimse uğraşamamıştır. Üstelik daha da ileri giderek, İran siyasî ilişiklerini sanki bir hükümdar gibi yönetmiştir. Okur, yazardı. Fakat efendisini kötü yola sürüklememiştir. Son yılları, yaşlı olduğundan, hastalıkla geçmiştir. 3 Haziran 1747 (13 Cemazielevvel 1159) da öldü, Eyüb'e gömüldü. “

Diğer Beşir Ağa, Hacı Beşir Ağa'nın ölümü üzerine kızlar ağası olur. Entrikalarına dayanamayan 1. Mahmud onu 1752’ de öldürür ve Kızlar Ağası dönemi kapanır. (Sy.121-125)

İlk Bey’lerin eşleri, Padişah  anaları, Hasbahçenin Gülleri.

Osmanlı 1.Padişah’ı Osman BEY.

Bilinen Eşleri ;

1)     Bala Hatun :  Ahi’lerin ünlü Şeyhi Edebali’ nin kızı

2)     Mal Hatun : Ömer Bey adlı bir zat’ın kızı Orhan BEY’in annesi.

Osmanlı İkinci Padişahı Orhan BEY,

Bilinen Eşleri ;

1)  Eleftoria/Holifiria -Nilüfer Hatun : Yarhisar Tekfurunun kızı, 3.Padişah 1.Murad’ın annesi,

2)  Asporça Hatun : Bizans İmparatoru III.Andronikos’ un kızı.

3)  Teodora/Maria Hatun : Bizans İmparatoru IV.John Kantakuzenus’ un kızı.

4)  Eftandise Hatun : Mahmut Alp’in kızı. Fazla bilgi yok.

Osmanlı Üçüncü Padişahı 1.Murad.

1)  Gülçiçek Hatun : Yıldırım Beyzıd’ın annesi. 791 ve 892 tarihli vakfiyelerden Rum asıllı olduğu anlaşılmaktadır.

2)  Tamara/Mara Hatun : Bulgar Kralı Şişman’ın kızkardeşi. Fazla bilgi yok.

3)  Paşa Melek Hatun : Kızıl Murad’ın kızı. Fazla bilgi yok.

 

Yararlanılan Kaynaklar

1)  Harem II- Çağatay ULUÇAY-Türk Tarih Kurumu yayınları (Alıntılar buradan)

2)  Padişahların Kadınları ve Kızları- Çağatay ULUÇAY-Türk Tarih Kurumu yayınları

 

09 Ocak 2010 Cumartesi

 

 

NOT:

Haremle ve Osmanlı devlet makamlarıyla ilgili kurum ve kişilerin renkli resimlerine bakmak isterseniz buraya tıklayın.